Bugün

21 °C

Yarın

21 °C
12.02.2014 09:19:55

Şehzade Mustafa ölmeseydi ne olurdu? Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Muhteşem Yüzyıl Şehzade Mustafa'nın ölümü

Muhteşem Yüzyıl'da Şehzade Mustafa'nın ölüm sahnesi çekildi. Şehzade Mustafa yürekleri yakacak bir sahne ile geliyor ekrana. Şehzade Mustafa öldü. Şehzade Mustafa ölmeseydi neler olurdu? Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra Kanuni neler yaşadı? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı çekti mi?
Şehzade Mustafa ölmeseydi ne olurdu? Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Muhteşem Yüzyıl Şehzade Mustafa'nın ölümü

Muhteşem Yüzyıl'da son doğru gelirken heyecan doruklara taşındı. Kanuni Sultan Süleyman son iki bölümdür hasta. Ayağında çıkan yaralar Kanuni Sultan Süleyman'ı yatağa düşürdü. Peki Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? Kanuni Sultan Süleyman mı önce öldü Hürrem Sultan mı? İşte merak edilen o sorular ve cevapları.. 

 

Orhan Veli "Kitabe-i Seng-i  Mezâr " şiirini yazdığında Süleyman Efendi'nin nasırını Sultan Süleyman'ın nikrisine nazir olarak mı düşündü acaba ?  Orhan Veli'nin Süleyman Efendisi nasırdan ne kadar çektiyse, Sultan Süleyman da nikristen en az o kadar çekti. Nikris illetinin ne kadar can yakıcı olduğunu ünlü 18.yy İngiliz Karikatüristi James Gillray'in bu makalede yer alan çapıcı çizimi gösteriyor. Sultan Süleyman Osmanlı tarihinde en uzun salanat süren padişahtı. 1520'de tahta geldiğinde 26 yaşındaydı; 46 yıl sonra, 1566'da, 72 yaşında son seferinde öldü. Sultanın nikris hastalığı kendini ne zaman belli etmeye başladı ? Şehzade Mustafa nasıl öldü? Şehzade Mustafa'nın ölümü, Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı yaşadı mı? Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? hepsi ve daha fazlası spothaber.com'da

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir.Şehzade Mustafa nasıl öldü? Şehzade Mustafa'nın ölümü, Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı yaşadı mı? Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? hepsi ve daha fazlası spothaber.com'da

Tarihçiler, ölüm sebebini ya saklamış, ya abartmış veya umumi kültür zaafı sebebiyle tam anlatamamıştır. Protein ağırlıklı beslenmenin neticesi olan nikris (gut, damla) hastalığı ailede irsîdir. Nikris, dolaylı olarak ölümü hazırlayabilir. Dünya ölüm sebepleri listesinde 60.’dır. Bün-yevîdir; rutubet ve sair dış tesirlerle alâkası yoktur. Halbuki Zigetvar’da ordugâhın bataklık yerde oluşu sebebiyle rutubetin Sultan Kanuni’nin hastalığını tahrik ettiği söylenir. Sultan Fatih, 45 yaşından sonra ata binip inemezdi. Anlaşılıyor ki, nikristen, ilâveten romatizma, diyabete bağlı damar tıkanıklığı ile damar sertliği gibi hastalıklar da kastedilmektedir. Gut, böbrek kifayetsizliğine yol açarak öldürür.Şehzade Mustafa nasıl öldü? Şehzade Mustafa'nın ölümü, Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı yaşadı mı? Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? hepsi ve daha fazlası spothaber.com'da

 

İstanbul, hele Topkapı Sarayı rutubetlidir. Kışın ısınmak, yazın ferahlamak bir meseledir. Her ne kadar sahil köşkleri varsa da, oturulabilecek konforda değildir.  Şerefine aşırı düşkün padişahların, tahttan indirme veya millî bir felaket sebebiyle melankoliye düşmeleri kolay olmuş; bu da hastalığı tetiklemiştir. Padişahların yaş ortalaması 52,3’dür. En genç vefat eden Sultan II. Osman (18), en yaşlı ise Orhan Gazi’dir (81).
Dert bir değil ki…Şehzade Mustafa nasıl öldü? Şehzade Mustafa'nın ölümü, Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı yaşadı mı? Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? hepsi ve daha fazlası spothaber.com'da
Osman Gazi (66): Gut.
Orhan Gazi (81): Evlat acısından doğan teessür ve ihtiyarlık çöküntüsü.
Sultan I. Murad (64): Kosova’da şehid.
Yıldırım Sultan Bayezid (43): Esaretinin 8. ayında geçirdiği astım krizinden vefat etti. Hastalığı için ateşli humma da denir. Rivayete göre “Sizi serbest bıraksam, kargaşayı önleyip iktidarı ele alabilir misiniz?” sözüne müsbet cevap vermesi üzerine telaşlanan Timur tarafından zehirlenmiştir. Bir başka rivayete göre Timur’un kendisini Semerkant’a götürmek istemesinden doğan teessür sebebiyle yüzüğünün kaşındaki zehri içerek intihar etmiştir.
Çelebi Sultan Mehmed (39): Edirne civarında atla gezerken nüzul (inme) isabet edip attan düşmüş veya yaban domuzu avında iken kalb krizi geçirmiş; saraya kaldırıldıktan bir gün veya bir müddet sonra vefat etmiştir. Şiddetli baş ağrısı veya dizanteri rivayetleri de vardır.
Sultan II. Murad (47): İnme geçirip üç gün hasta yattıktan sonra vefat etmiştir. Meriç üzerindeki Kirişçi adasına yaptığı seyahatte soğuk alıp hastalanarak vefat ettiği de söylenir.Şehzade Mustafa nasıl öldü? Şehzade Mustafa'nın ölümü, Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı yaşadı mı? Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? hepsi ve daha fazlası spothaber.com'da
Fatih Sultan Mehmed (49): Gut ve diyabete bağlı rahatsızlıklardan dolayı seferde Gebze’de vefat etmiştir. Venedik tarafından zehirlendiği de söylenir.
Sultan II. Bayezid (62): İhtiyarlık hastalığı sebebiyle Dimetoka yolunda vefat etti. Kendisini tahttan indiren oğlu Sultan Selim tarafından zehirlendiği de söylenir.
Yavuz Sultan Selim (50): Diyabet hastası olan padişahın iki omuzu arasındaki şirpençe (şarbon, antraks) çıbanının, kan zehirlenmesine (septisemi) yol açması sebebiyle seferde Çorlu’da vefat etti.
Kanuni Sultan Süleyman (72): İhtiyarlık çöküntüsüne; yorgunluk, gut, dizanteri, anjin ve inme eklendi. Bir haftalık bir hastalıktan sonra Zigetvar’da vefat etti.
Sultan II. Selim (50): İki aylık bir hastalık sırasında, yangından sonra yeni yapılan saray hamamını teftiş ederken ayağı kayıp yan üstü düştü. O yer göğerip karardı. Yatağına nakledilince de kuvvetli bir humma başlayıp, mide rahatsızlığı da eklenerek vefat etti.
Sultan III. Murad (49): Dört gün süren bir hastalıktan sonra mesâne (prostat) illetinden vefat etti.
Sultan III. Mehmed (37): Kalp krizi.
Sultan I. Ahmed (28): 20 gün süren ateşli hummadan vefat etti.
Sultan I. Mustafa (47): Hal’inden 15 yıl sonra, muhtemelen geçirdiği bir sara nöbeti neticesinde vefat etti. Bir rivayette yeğeni Sultan IV. Murad tarafından idam edildi.
Sultan II. Genç Osman (18): Hal’inden 1 gün sonra isyancı yeniçerilerce boğduruldu.
Sultan IV. Murad (28): Beş senedir muztarip olduğu gut artarak, 14 gün yattıktan sonra vefat etti.
Sultan İbrahim (33): Hal’inden 10 gün sonra isyancılarca boğduruldu.
Sultan IV. Mehmed (51): Hal’inden 5 sene sonra zâtürreeden vefat ettiği zannedilmektedir.
Sultan II. Süleyman (50): İki senedir muztarip olduğu istiska (hydropisie, vücutta su toplanması) sebebiyle 14 gün ağır yattıktan sonra Edirne’de vefat etti.
Sultan II. Ahmed (52): İstiska hastalığından Edirne’de vefat etti.
Sultan II. Mustafa (39): Hal’inden 2 ay sonra mesâne tıkanması ve melankoli sebebiyle vefat etti.
Sultan III. Ahmed (63): Hal’inden 6 yıl sonra diyabetten vefat ettiği zannedilmektedir.
Sultan I. Mahmud (58): Ata binemeyecek vaziyette hasta olduğu halde Cuma selâmlığına çıktı. Namazdan sonra silahtar ağanın kolunda güçlükle yürüyerek ata bindirildi. Saray kapısından girişte maiyetinin kolları arasında basur kanaması veya kalb krizinden vefat etti.
Sultan III. Osman (58): Uyluğundaki lupus (kurt uru, deri veremi) çıkarıldıktan sonra rahatsızlandı. Donanmanın seferden dönüşünü seyretmek üzere Sarayburnu Kasrı’na çıktıktan sonra fenalaştı. Saraya dönüşte kan zehirlenmesinden (septisemi) vefat etti.
Sultan III. Mustafa (57): Rus Harbi sırasında Karasu faciası haberi üzerine sefere kalkıştı; ancak teessüründen inme indirerek vefat etti. Hastalığını, istiska, astım veya kalpte polip olarak verenler de vardır.
Sultan I. Abdülhamid (64): Rusların Özi kalesini alıp, halkını kılıçtan geçirdiği haberi üzerine teessüründen inme indirdi; sabaha karşı vefat etti.
Sultan III. Selim (47): Hal’inden 1 ay sonra isyancılarca hançerlendi.
Sultan IV. Mustafa (29): Hal’inden 2 ay sonra idam edildi.
Sultan II. Mahmud (53): Verem.
Sultan Abdülmecid (38): Verem.
Sultan Abdülaziz (46): Hal’inden 5 gün sonra isyancılarca intihar süsü verilerek bilekleri kesilmek suretiyle katledildi.
Sultan V. Murad (64): Hal’inden 18 sene sonra ailevî bir mesele yüzünden diyabet komasına girerek vefat etti.
Sultan II. Abdülhamid (76): Zâtürree.
Sultan V. Mehmed Reşad (74): Diabet.
Sultan VI. Mehmed Vahîdeddin (65): Kalp krizi.

 

KİM NASIL ÖLDÜ?

Pargalı İbrahim vaktiyle bir gün Avusturya elçilerine Osmanlı sultanını şöyle anlatmıştı;


Hayvanların en vahşisi olan aslan şiddetle değil, zeka ile, terbiyecisinin ona vereceği gıdalar ile, ve kendi alışkanlıklarının etkisi ile ehlileştirilmelidir. Terbiyecisinin elinde ona gözdağı vermekte kullanabileceği bir sopa olmalı ve onu sadece kendisi beslemelidir. Aslan, hükümdardır; efendileri ve terbiyecileri ise vezirlerdir. Aslan, Osmanlı’nın yüce imparatorudur. Kayzer Charles V (Şarlken) de bir aslandır. Ben, İbrahim Paşa hünkârım olan yüce imparatoru gerçek ve adaletin sopası ile terbiye ediyorum. Şarlken de ayni biçimde terbiye edilmeli.
Oysa işte hünkâr yeterince terbiye edilememiş olmalıdır ki sonunda kendisine en büyük siyasi ve askeri başarılarını getiren kadim dostunu ve kendi öz en büyük evladını dahi boğdurtabilmiştir. Bu cinayetlerden daha sonraki bir tarihte Süleyman’ı bizzat ziyaret eden 5. Şarl’ın elçisi Ogier Ghiselin de Busbecq onu şöyle anlatmış;

,
Sağlıklı yaşadığı yıllara kıyasla cildinde görülen kötü renk ölümcül bir hastalığın pençesinde olduğunun işareti olabilir. Bacağında tedavisi imkansız bir ülser veya kanser olduğu rivayet edilmektedir. Ülkesine dönen elçiyi sıhhatte olduğu yönünde etkileyebilmek için yüzündeki kötü rengi kapatmak üzere kalın bir tabaka kırmızı krem kullandığı ve bu şekilde dış güçleri kendisinin sağlıklı ve iyi olduğu izlenimiyle korkutabileceğini düşündüğü anlaşılmaktadır. Kendisini ülkeye gelişimdeki ziyaretimde gördüğümle, ayrılıştaki ziyaretimde gördüğüm yüzü arasındaki büyük fark buna işaret etmektedir. 

 

Kanuni’nin Hürrem’den olma büyük oğlu Şehzade Mehmet henüz 22 yaşında iken 1543 yılında hastalıktan ölmüş. Kamburumsu ince, zarif, şair ruhlu küçük oğlu Cihangirin de hayran olduğu büyük ağabeyi Mustafa’nın boğularak öldürülmesinin ardından henüz 22 yaşında iken ayni yıl (1553′de) kahrından öldüğü söylenir. Anneleri Hürrem ise 52 yaşında iken (1558′de) ölmüş.
Hürrem’in eceliyle mi, bir cinayet sonucu mu öldüğüne dair ayrıntılı bir bilgi yok. Hürrem, daha sonra kendi oğulları arasında ortaya çıkacak olan iktidar mücadelesini, kendisinin iktidar yapmak için onca yıl uğraş verdiği şehzade Beyazıt’ın bu mücadele sonucunda İran’a kaçmak zorunda kalışını ve henüz 36 yaşında iken orada çocuklarıyla birlikte boğdurularak öldürülmesini, Selim’in 1566’daki tahta çıkışını da, yani bunların hiçbirini göremeden öldü..
Hemen bitişiğinde olan Süleyman’ın mozolesinden daha kasvetli kubbeli, belki onun hep gülen neşeli halini ifade etmek için içi cennet bahçesini tasvir eden zarif İznik çinileriyle kaplanmış bir mozole (türbe) içinde Süleymaniye Camiinde gömülüdür.

Hürrem'in Süleymaniye Camiinde bulunan türbesi

Hürrem’in bir kadın olarak ölümü aslında pek az kişinin dikkatini çekmişti. Onun için bir merasim, veya ölümünün ardından halk önünde bir yas tutma gibi şeyler yapılmadı. Sadece Hürrem’in dairesine giden kapılar kilitlendi, mühürlendi.


O günden itibaren Süleyman artık yemeklerini yalnız başına yemeye başladı. Venedik heyetinin sekreteri Donini kendi gözlemini şöyle anlatıyor;


Sultan bir senedir halsiz ve ölüme yakın gözüküyor. Bacakları şiş, yüzünde ödem var ve çok kötü renkte, iştahı hiç kalmamış. Mart ayında dört beş defa baygınlık geçirdi. Bir keresinde yanındakiler ölü mü diri mi olduğunu uzun süre anlayamamışlar.


Süleyman’ın karakterindeki ciddi kusurlar da artık daha görünür hale gelmiş, ve onun ardından gelen diğer Sultanlarda da bu kusur aynen devam etmiştir. Hayatının son döneminde Kanuni artık Divan’a uğramayı ve devlet işleriyle ilgilenmeyi tamamen kesmişti. Bu durum Sultan’ın ülkede neler olup bittiğini öğrenmesini engellediğinden onun gerçek iradesini de giderek büyük ölçüde azaltmıştır. Şehzade Mustafa nasıl öldü? Şehzade Mustafa'nın ölümü, Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra neler oldu? Kanuni Sultan Süleyman hiç vicdan azabı yaşadı mı? Kanuni Sultan Süleyman nasıl öldü? hepsi ve daha fazlası spothaber.com'da


Osmanlı devlet idaresindeki yiyicilik ve rüşvetçilik Kanuni’nin önce İbrahim’e, sonra da damadı Rüstem’e verdiği bu yöndeki teşvikler ile başlamıştır denilebilir. Hayatına bir vakfiyede köle olarak başlamış olan Sadrazam Rüstem paşanın kayınvalidesi Hürrem’in hemen ardından ölümüyle arkasında bıraktığı miras muhteşemdir. 815 çiftlik, 476 su değirmeni, 1700 köle, 2900 zırh, 8000 sarık, 760 kılıç, 600 el yazması Kuran, birçok altın kaplamalı miğferler, altın işlemeli üzengiler, ve iki milyon dukati altını. 
Hürrem'in Rohatyn (Ukrayna)'da bulunan heykeli
Süleyman’ın gözde adamlarının yüksek devlet makamlarını satarak büyük servetler biriktirmesine izin veren ciddi yönetim kusuru tüm imparatorluk yönetiminde bir kanser gibi yayılmaktaydı. Daha da kötüsü harem kadınlarının iktidar döneminin açılması oldu. Bu durumun başlangıç noktası Hürrem’in “Sultanla yaşıyorum ve ona her ne istersem yaptırıyorum” diye açıkça böbürlenmesi olmuştur denilebilir.
Yine de Süleyman oldukça dikkat çekici birisiydi. Evet zalimdi, ama onun çağında zulüm sadece Osmanlı İmparatorluğuna mahsus bir durum değildi. O çağda Avrupa’da da dini taassup ve irtica hâkimdi. Geleneklere aykırı davrananların kazığa geçirilmesi, yakılması ve işkenceler her yerde birer istisnadan çok kural haline gelmişti. Kanuni’nin iktidarı her ne kadar aile cinayetleri ile dolu olsa da onun çağdaşı İngiltere kralı sekizinci Henry de pek erdemli biri sayılamazdı.


Rönesans çağının ürünü pek çok diğerleri gibi Süleyman da zalim olduğu kadar hassas olabiliyordu. Politikada uyguladığı yoğunlukla şiir de yazardı, savaşa gittiği şiddetle inşaatlara da girişirdi. Devşirmelikten yetişme Sinan kırk kemerli su sisteminden, hala bu güne kadar Kudüs şehrini çevirmekte olan kent surlarına ve onun kendi adına yapılan muhteşem camiye kadar inşa edilmesi gereken her şeyi inşa edebiliyordu.
Savaş sırasında Osmanlı ordusu Avrupa’da başka herhangi bir orduda sağlanabilenden daha büyük bir disiplin içinde yönetilmekteydi. Kâfir Macarlardan, zındık Perslere kadar en büyük düşmanlarıyla giriştiği tüm savaşlarda ordusunu bizzat kendisi yönetti. Avrupalılar için o korkutucu bir bilmece gibiydi ama yine de onun iktidarı döneminde Konstantinopl(İstanbul) yabancı elçilikler için bir Mekke haline gelmiş, İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth bile İspanya kralına karşı korunmak için ittifak başvurusu yapmıştı. Onun 1535 yılında Fransa ile kurduğu ittifak daha sonraki iki yüz yıl boyunca Avrupa siyasetinde hayati bir faktör olarak kalmıştır.

 

Sultan Süleyman’ın ölümü de kendi arzu ettiği gibi bir savaş meydanında oldu. İmparator II. Maximilian’e karşı Avrupa’ya yaptığı son seferinde 73 yaşındaydı. Ata binemeyecek kadar zayıftı ve kendisi ancak tahtırevanda taşınabiliyordu ama ateşi henüz sönmemişti. Buda kentine varıldığında yetkili Paşa’nın “etkili olamadığı” için idamını emretti.
Askerleri şiddetli bir muharebenin ortasında iken 5 eylül 1566 gecesi kendi çadırında öldü. Ölümünün duyulmaması için özel doktoru boğduruldu ve o sırada Anadolu’da bir yerde bulunan şehzade Selim’in İstanbul’a ulaşıp duruma hakim oluşuna kadar geçen haftalar boyunca ölümü askerlerden gizlendi.
Çadırında bulunan tahtında dik oturması, gözleri açık, yanakları kırmızı, saçları siyah olması için cesedine sürekli makyaj yapıldı. Olayın sadece sadrazam ile birkaç hizmetkarının bilgisinde kalması için günlük rutin hiç bozulmadan uygulandı. Çadıra her gün yemekler getirildi, sonra bir şekilde kaldırılıp yok edildi. Mesajlar alındı verildi. Savaş bitip çadır yıkıldığında, İstanbul’a dönüş yolunda iken de Sultan yine saltanat arabasında dik oturur haliyle askerlere gösterildi ve onların tezahüratıyla karşılandı.


Seferden dönen asker ile içinde Sultanın bulunduğu kortej kentin yakınlarındaki Belgrad ormanlarına ulaştığında ölüm halka açıklandı. Orada Selim sultan ilan edilip, Süleyman’ın imamlar tarafından açıklanan ölümü duyurulunca ormanda yankılanan ağıtlar, mersiyeler ve ağlama dövünmelerle dev ağaçlar sallandı.


Süleyman’ın cesedi geleneklere göre yıkandı. Elleri göğsünde kavuşturulup, burnu ağzı ve kulakları pamukla tıkandıktan, yekpare kalın ipekten kocaman bir kefene sarıldıktan sonra imamlar ölü adamın kulağına kendisine ahretteki sorgucu meleklerin soracakları iki sorunun cevabını fısıldadılar.


Başı Mekke’ye dönük olarak yan yatmış halde Sinan’ın yaptığı caminin yanına gömüldüğünde imamlara kırk gün boyunca günde kırk kez başında Kuran okumaları emredildi. 

ETİKETLER
» Okuyucu Yorumları
Güvenlik Kodu
» AA SON DAKİKA

Foto Galeri
Video Galeri
GAZETE MANŞETLERİ
ARKADAŞIMA GÖNDER
Adım Soyadım (*)

E-posta Adresleri


";" ile ayırarak birden fazla kişiye gönderebilirsiniz.
Yazacağınız e-posta adresleri başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Notum