Güncel:
TÜSAK nedir? Tiyatrocular neden bu yasaya neden karşı çıkıyor?

Türkiye Sanat Kurumu kurulmasına yönelik hazırlanan yasa tasarısına tepkiler sürüyor. Antalya’da tasarıyı protesto eden bir grup tiyatro ve opera sanatçısı 'duran adam' eylemi yaptı, Tüsak Nedir, Sanatçılar neden eylem yapıyor, . Antalya’da dün, tiyatro ve opera sanatçıları 'duran adam' eylemi yaptı. Protestonun nedeni ise Kültür Ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Türkiye Sanat Kurumu kurulmasına yönelik hazırlanan yasa tasarısıydı. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Türkiye Sanat Kurumu kurulmasına yönelik hazırlanan yasa tasarısına tepkiler sürüyor. Antalya’da tasarıyı protesto eden bir grup tiyatro ve opera sanatçısı 'duran adam' eylemi yaptı. Haşim İşcan Kültür Merkezi önünde biraraya gelen sanatçılar, ağızlarını bantlayıp 'duran adam' eylemi başlattı. “TÜSAK’a Hayır” yazılı pankartı taşıyan eylemciler, tasarnın yokedilmesini istedi.  Sanatçılar, düzenlemeyle sanatçının özgürlüğünün kısıtlanmak istendiğini savundu. Sloganları ve taşıdıkları dövizlerle sanatçılar, Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 52 sanat kurumunun kapanacağını iddia ettikleri TÜSAK yasa tasarısını protesto edildi. Yapılan açıklamada yasa hayata geçtiği takdirde ödenekli sanat kurumlarının yok olacağı, sanatın idari ve mali özgürlüğünü yitirerek bir meta haline dönüştürüleceği dile getirildi. Açıklamanın ardından yasa tasarısına karşı 27 Mart’a kadar devam edecek imza kampanyası başlatılırken, sanatçılar bir süre de 'duran adam' eylemi yaptı.

Mart ayının başında Tiyatro Dergisi, TÜSAK Yasa Taslağına yönelik bir Çalıştay’ın yapılacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından STK’lara ve bazı Üniversitelere yapılan davet ve davet ekindeki taslak sonrası 3 Mart Pazartesi günü Ankara’da TÜRKSOY binasında gerçekleşen toplantı ana hattıyla 2 bölüm halinde gerçekleştirmişti işte o çalıştaydan bilgiler.

“Bu Kurumlar Kapatılırsa Cinayet Işlemiş Olursunuz.”

TÜSAK Yasa Taslağına yönelik bir Çalıştay’ın yapılacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından STK’lara ve bazı Üniversitelere yapılan davet ve davet ekindeki taslak sonrası 3 Mart Pazartesi günü Ankara’da TÜRKSOY binasında gerçekleşen toplantı ana hattıyla 2 bölüm halinde gerçekleşti. İlk bölümde usül tartışmaları yaşandı. İkinci bölüm ise taslağın madde madde irdelenmesine geçildi. Bu bölümü de biz 2 başlığa ayırdık. TÜSAK taslağı ve geçici maddeler. Sonuç olarak TÜSAK Çalıştay’ını 3 bölüm halinde sunacağız. Olabildiğince geniş olarak bant çözümlerine yer vermek istediğimiz için tamamının yayımlanması biraz zaman alacak. İlk bölüm: Usül tartışmalarının yapıldığı, protestoların gerçekleştiği ve bazı STK temsilcilerin toplantıyı terk etmeleri süreci.İkinci bölüm: TÜSAK tasarısının madde madde konuşulduğu bölümü sona bırakarak, 13. Madde’de yer alan Geçici 9. ve 10.maddelerin tartışmasını aktaracağız. Üçüncü bölüm: TÜSAK tasarısının geçici maddelere kadar olan maddelerinin tartışılması. Toplantıya davet edilen STK’lar arasında İŞTİSAN ve TEB’in olmaması, Üniversiteler içinde de Bilgi Üniversitesi’nin göz ardı edilmesi ya da unutulması önemli bir eksiklikte. Yaklaşık 50 katılımcı ve Bakanlık Müsteşar Yardımcıları Nihat Gül, Abdurrrahman Çelik ile Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Mustafa Kurt, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen ile Güzel Sanatlar Genel Müdürü Murat Selim Tokaç’ın katıldığı toplantı Nihat Gül’ün açılış konuşmasıyla başladı.

Nihat Gül konuşmasının sonunda DOB Genel Müdürü Rengim Gökmen’in isteği üzerine açıklama yaptığını belirterek şu açıklamayı yaptı: “Bu tasarıda genel müdürlerimizin bizzat katılım şeklinde, metin çalışması şeklinde bir katkısı olmadı. Muhtemelen genel müdürlerimiz de bundan rahatsız herhalde, bir mahalle baskısı olduğunu düşünüyorum.” diyerek taslağa genel müdürlerin katkısı olmadığının altını çizdi. Bu açıklamadan sonra dağıtılmış olan metnin bir taslak olduğunu her türlü katkıya açık olunduğunun altını çizdi.

Nihat Gül’ün bu açıklaması üzerine, açıklamaya teşekkür eden Rengim Gökmen: “Bu durum mahalle baskısı, çevre baskısı, sanatçıların baskısı nedeniyle değil, benim görüşlerim bunlar, birçok sanatçının da katıldığını biliyorum, sadece dışarıda savunduğum görüşlerle yapılan toplantılarda çelişik görüşler savunmadığımın, hangi noktada durduğumun anlaşılması açısından bu açıklamanın yapmasını istirham ettim Sayın Müsteşar’dan. Baskı nedeniyle değil, bu taslağa hiçbir katkımın olmadığını hatta farklı fikirler taşıdığımın bir kere daha anlaşılmasını isterim.” dedi.

Daha sonra usül hakkında söz alan Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB) adına Erhan Gökgücü: “Bazı STK’lar, herhangi bir STK’ya dahil olmasa da önemli sanat insanları neden yok ve bu davet listesi neye göre oluşturuldu? Siz, taslak hakkında yıllarca çalıştığınızı ifade ettiniz ama bize 5 gün önce gönderdiniz, bu kısa zamanın bizim için adil olduğunu düşünüyor musunuz? Ayrıca tasarıda gerekçe yok ama tasarıda sanat kurumları yok ediliyor ve bunun gerekçesini bilmiyoruz. Ayrıca bazı yayın organlarına servis ettiğiniz taslaklarda da kurumlar kapatılıyor.” sorularını yöneltti.

Nihat Gül şu açıklamaları yaptı: “Davet listesi bakanlığımızın arşivindeki listeden yola çıkılarak oluşturuldu, sonrasında genel müdürlere gönderilerek eksikliklerin tamamlanması istendi, eksikler yine de olabilir ama bu toplantı ne ilk ne de son olacak, eksiklikler tamamlanabilir, katkı sadece toplantıyla değil, yazılı göndererek, karşılıklı görüşerek de olabilir. Ayrıca taslakta kurum kanunlarının kaldırılması, kurumların kapatılması anlamına gelmez.” Açıklamasını yaptıktan sonra Besteciler Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği (BESOM)adına Muammer Sun: “Toplantının daha sağlıklı yürüyebilmesi için bir başkan seçilmesi ve bu başkanın söz vermesi gerektiğini, yoksa sürekli siz konuşuyorsunuz, biz dinliyoruz”, demesi üzerine Nihat Gül: “Bakanlığın daveti üzerine bir toplantı düzenlendi, bu davete de sizler icabet ettiniz, teşekkür ederiz. Bakanlığın daveti üzerine gerçekleşen bu toplantıda usül böyle.” açıklamasını yaptı.

Daha sonra söz alan Ankara Üniversitesi Konservatuarı Müdürü Prof. Çetin Aydar: “Bu toplantıda kara bir gün yaşayacağımız anlaşılıyor, Kültür Bakanlığı kendisinden eski olan, kendisinin varlık nedeni olan sanat kurumlarını bir çırpıda kapatabilecek cüreti göstermiştir. Daha sonra diğer konservatuar müdürleri arkadaşlara ve ulaşabildiğim kadar alanın insanlarına ulaştım, kimsenin bu tasarıdan haberi yok. Açıklamanıza göre genel müdürlerin de bu tasarıya katkısı yok. Bu durumda bu tasarının madde madde çalışılacağını söylemeniz anlaşılır gibi değil, bu toplantının yapılması mümkün değil, alanın tüm birimlerine taslağın gönderilmesi ve onların da katılımıyla açık bir toplantı yapılması gerektiğini ifade ediyorum yoksa bu vebalden hiçbiriniz kurtulamaz.” dedi.

Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül: “Bu bir taslak metindir, ham bir metindir her türlü yolla görüşler iletilebilinir.” açıklamasını yaptı, konuşmaya müdahale eden Mehmet Ege, burada kaç sanatçı var, ayağa kalksın görelim dediğinde yaklaşık 8-9 sanatçının olduğu görüldü. Daha sonra usül üzerine söz alan TOBAV Genel Başkanı Tamer Levent: “Bu toplantı bizim de isteğimizdi, hatta 46.463 imzalı dilekçeyle Bakanlığımıza başvurduk, bir yasa hazırlığı içinde olunduğunu duyduk, eğer bir yasa hazırlanacaksa konunun uzmanlarından, üniversitelerden, STK’lardan oluşacak bir heyetin katılımıyla kapsamlı bir çalıştayın yapılmasını öneriyoruz, bu çalışma teknik konularda farklı farklı ekiplerce yapılacak çalıştaylar ve bu çalıştayların sonunda oluşacak metinle kapsamlı bir taslak olacak ve bu taslak yürütmeye öneri niteliğinde olacaktı ancak bugün burada başladığımız ve bizi biraz, biraz değil çok fazla hayal kırıklığına uğratan bu teknik çalışma biçimi ile yol alamayacağımızı gösteriyor.  Bilgi Üniversitesi’nde yapılan toplantıda da ifade ettik, birer dünya markası olmuş olan sanat kurumlarının kapatılmaması gerektiğini ifade ettik, İngiliz Sanat Konseyi kurulurken de sanat kurumlarının kapatılmadığını orada bulunan İngiliz temsilciler de teyit etti. Bu konuşmalar, öneriler yapıldıktan sonra en nihayet bu taslak elimize geçti ama burada da bu iki kurumun kapatılacak olduğunu gördük ve siz hâlâ kurumları kapatmıyoruz, yasalarının kaldırılması kurumların kapatılacağı anlamına gelmiyor diyorsunuz. Bu şartlarda bu taslağı madde madde görüşmemizin anlamı yok. Ki ‘mülga’ sözcüğünü defalarca okuyoruz- ve siz hâlâ yok diyorsunuz-, hakikaten bir algı yönetimiyle karşı karşıyayız.

Arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi, bir ön çalışmanın yapılması, çağrılmayan STK’ların tamamlanması, alanın bu konuda çalışmalar yapmış önemli insanlarının da katılımıyla kapsamlı bir kurultay yapılmasını ve bu taslağın bu haliyle değil oradan çıkacak sonucun dikkate alınmasını öneriyoruz.” Söz alan Devlet Konservatuvarları Mezunları Derneği Genel Başkanı ve Bağımsız Kültür Sanat Sendikası Genel Başkanı Alper Kafa: “Ben de buraya kendimi zorla davet ettirdim, diyorlar ki filanca bankanın temsilcisinin de içeride olduğu ve ileride girecekleri ihaleler için şimdiden yapılan çalışmaları izledikleri ifade ediliyor. Bu uygun bir durum değildir. Hükümetin bir tüccar kafası var ve o tüccar kafanın arkasında sanatçıları da gündemi saptırmak için kullanıyor şu anda. Paralel yapıdır, bakan çocuklarıdır, kasetlerin çıkmasıdır. Bakıyorlar -bizim elimizde ne var?- düğmeye basınca ses çıkartacak sanatçılar var, bakın kapının önünde ses çıkartıyorlar, buradan da duyuyoruz, bravo.  Gündemi saptıracak, bakan çocuklarının dışarıda gezmelerini, Rıza Zarrap’ın Ebru Gündeş’le rahat rahat dolaşmalarını sağlamak için… (Usüle yönelik konuşması için uyarılıyor) Evet, usüle yönelik konuşuyorum, burada hayatında hiç sahneye çıkmamış, solfej nedir bilmeyenlerle mi sanat kurumlarını tartışacağız? Bunu sağlıklı bulmuyorum. Sonuca yönelik oylama yapılsa burada 8-10 kişiyiz.”

Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül: “Başta da söylediğim gibi bu bir karar toplantısı değil, karşılıklı görüş alışveriş toplantısıdır.” açıklamasını tekrarladı. Toplantının usulüne yönelik söz alan Kültür-Sanat Sendikası Genel Başkanı Başkanı Yavuz Demirkaya da, kapı girişindeki tavrın, çok sıkı kontrol edinilmesinin hiç hoş olmadığını ifade ederek: “Biz buraya bir şey yapmaya gelmedik, ülkenin geleceğinin sanatının, kültürünün nasıl olacağına karar verilen bir ortamda; tecrübemizi, bilgimizi aktarmak için geldik, bu şekilde karşılanmak hiç hoş değildi, neredeyse sadece kemik taraması yapılmadı.” dedikten sonra çağrılmayan diğer STK’ları dile getirdi, birçok kurum ve kişilerin yazılı görüşlerinin alınabileceğini ama bunun yapılmadığını ifade ettikten sonra bu taslağın bu haliyele Anayasa’nın 64. Maddesine ve başka maddelere de aykırı olduğunu belirterek, taslağın bu haliyle görüşülmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS) Başkanı Mehmet Ege: “Dışarıdan gelen sesleri duyuyorsunuz, bu arkadaşlar 3.000 kişiyi temsilen, bütün kısıtlamalara rağmen onları temsilen buraya gelebilmiş olan arkadaşlardır.  Burada siz 90 yıllık Cumhuriyet’in bu kadar kişiyi ilgilendiren yasasını gerekçesi bile olmayan yasasını tartışmaya kalkıyorsunuz. Böyle bir şey ne hukuka ne kanuna ne de bu güne kadar ki teamüllere uygun değildir; biz bunu reddediyoruz.” dedikten sonra hazırlanmış olan bir bildiriyi okumaya başladı, bu duruma itiraz eden Bakanlık Danışmanı Nejat Birecik “Yeter artık ya burada usüle ilişkin konuşmuyorsunuz, bildiri okuyorsunuz.” diyerek müdahale etti, devam eden müdahaleyi Nihat Gül engellerken, Mehmet Ege’nin mikrofonunun sesi kısıldı. Mehmet Ege konuşmasına mikrofonsuz devam etti.

Mehmet Ege’nin “Türkiye Sanatçılar Hareketi” adına okuduğu bildiri: TÜSAK DENİLEN TUZAĞA DÜŞMEYECEĞİZ!

Cumhuriyet kuruluşunda “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirmek isteyenler.” 1924 yılından başlayarak kurdukları Aydınlanmacı Sanat Kurumlarının özgürce sanat yaratmaları için yasalar hazırladılar. Oysa bu gün, hayali kurulan karanlık düzeni var edebilmek adına, o aydınlanmacı sanat kurumlarını yok etmek için, TÜSAK denilen TUZAĞI kuruyorlar. Bu günkü Bakanlık Yetkililerinin, “bizim dediğimiz olacak” dayatmaları ile kurumları yok eden bir yasa çıkartılamaz. Hele, torba yasaya koydukları bir madde ile koskoca Bir Bakanlığın tüm idareci kadrolarını bir gecede devre dışı bırakan; sabahın ilk ışıklarıyla kafa göz patlatarak yasa çıkartıp, yargıyı doğrudan yürütmeye bağlayan TBMM’nin, parmak kaldırma demokrasisi ile Türkiye’nin tüm sanat dünyası için yasa yapılamaz. Sanat için her türlü düzenleme, ancak sanatçılar ve de onların uygun görecekleri yetkin kişiler tarafından yapılır. Sanatın özgürce ve süreklilik içinde, kendi koşul ve kurallarına uygun olarak üretimini sağlayacak ortamı yaratmak ve bu ortamı yaratmak için de gerekli ödeneği vermek, sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Sanatın içeriği ve biçimi siyasal İktidarların günlük politikalarının konusu değildir, olamaz. Sanat ve kültür alanlarına destek; yandaş beslemeye yarayan bir yemliğe veya ihale ve rand sürecine dönüştürülemez. Tüm Sanat Kurumlarımızın değişmez özerklik koşulu, anayasamızda açık biçimde güvence altına alınmıştır. Son Sözümüz şu: Sanatı özgürleştirmek aldatmacası ile tüm sanat kurumlarını ve sanat ortamını, hükümetin sanatı, hükümetin memuru haline getiren TÜSAK Yasa Tasarı Taslağı TUZAĞI,  derhal geri çekilmelidir.

Anahtar Kelimeler
TiyatroTüsak

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Ünsal Ban: Türkiye-İsrail Ticari İlişkileri...
DESAV Başkanı Ekonomist Prof.Dr.Ünsal BAN, Mavi Marmara katliamı sonrasında 2002 yılına göre İsrail’e...

Haberi Oku