Bugün

19 °C

Yarın

19 °C
03.01.2014 15:45:31

Şahzeda Mustafa'nın akıl almaz ölüm sahnesi! 7 cellat boğuyor Video

Muhteşem Yüzyıl'da Şehzade Mustafa'nın korkunç sonuna yaklaşılıyor. Babasının zehirli kaftan gönderidiğini öğrendiğinde deliye dönen Mustafa geçtiğimiz bölümde Yeniçerileri arkasını alarak Tahta yürümüştü. Ölümün eşiğinden son anda dönen Şehzade Mustafa'nın ölümü bu sefer kaçınılmaz olacak. Hürrem ve Rüstem Paşa'nın yaptığı hain planlar Mustafa'nın sonunu getirecek.
Şahzeda Mustafa'nın akıl almaz ölüm sahnesi! 7 cellat boğuyor Video

Muhteşem Yüzyıl'da Şehzade Mustafa'nın korkunç sonuna yaklaşılıyor. Babasının zehirli kaftan gönderidiğini öğrendiğinde deliye dönen Mustafa geçtiğimiz bölümde Yeniçerileri arkasını alarak Tahta yürümüştü. Ölümün eşiğinden son anda dönen Şehzade Mustafa'nın ölümü bu sefer kaçınılmaz olacak. Hürrem ve Rüstem Paşa'nın yaptığı hain planlar Mustafa'nın sonunu getirecek.

Muhteşem Yüzyıl'da Şehzade Mustafa'yı oynayan Mehmet Günsür tarihteki akış nedeniyle babası Kanuni'nin emriyle idam edilecek. Ölüm sahnesi 10 gün sonra çekilecek. Bu bölüm Ocak sonu ekrana gelecek. 'Şehzade Mustafa'nın eşi Mihrünissa Sultan'ı canlandıran Berrak Tüzünataç da, Mehmet Günsür ile birlikte diziden ayrılacak.

Şehzadeleri büyüyen ve sancağa çıkma çağına gelen Hürrem için Mustafa tahta en yakın isim. Şehzade Mustafa tahta en yakın şehzade olduğu için Hürrem bütün planlarını Mustafa'yı yok etmek üzerine kurmaya devam ediyor.

Rüstem Paşa'yı da yanına alan Hürrem binbir türlü oyunla Şehzade Mustafa ve Kanuni Sultan Süleyman'ın arasını bozacak. Oğlunun kendine ihanet ettiğini ve başkaldırdığını düşünen Sultan Süleyman için kötü günler başlıyor.

En sevdiği Şehzadesi Mustafa'nın ihanet ettiği haberini Hürrem ve Rüstem Paşa'dan alan Sultan Süleyman büyük bir karar verecek. Hürrem ve RÜstem paşa Sultan Süleyman'ın kafasını öyle  dolduracaklar ki Şehzade Mustafa'nın ölüm emrini çıkartacaklar.. 

 

Babasının kendisine asla zarar vermeyeceğine inanan Mustafa silahsız olarak babasının çadırına gelecek. Mustafa'yı Sultan Süleyman'ın çadırında sağır ve dilsiz 7 cellat yağlı urganlarla hunharca boğacak...

ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLECEK

Mahidevran Sultan Kanuni’yle tahta çıkmadan önce Manisa valisi olarak görev yapmaktayken evlendi. Şehzade Mustafa, 1515 yılında babası Kanuni’nin Manisa Sancakbeyliği sırasında doğdu.
Mustafa çok iyi eğitilmiş bir şehzade, çok cesur ve başarılı bir askerdi de aynı zamanda. Halk ve asker nezlinde de çok sevilirdi.Kanuni Sultan Süleyman, yaşı ilerleyince oğullarından hangisinin tahta çıkacağı yönünde bir çekişme başladı.


Hürrem Sultan, Kanuni’nin ilk oğlu Şehzade Mustafa’yı devre dışı bırakıp kendi oğullarından birini tahta çıkarmak için bir strateji izlemeye başlamıştı. Bu arada Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan’ı Rüstem Paşa ile evlendirdi. Daha sonra veziriazamlığa yükselecek olan Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa’nın bertaraf edilerek yerine Hürrem Sultan’ın oğullarından birisini veliaht tayin ettirmesinde en büyük yardımcısı olacaktı.
Her ne kadar hemen herkes Şehzade Mustafa`nın Kanuni sonrasında tahta geçmesinin uygun olduğunu düşünse de, Hürrem ve Rüstem Paşa Şehzade Mustafa`ya karşı müthiş bir kin duyuyorlardı.Damat İbrahim Paşa’nın bir de Şehzade Mustafa’yı desteklemesi belki de ona en büyük düşmanını kazandırmıştı. Hürrem Sultan’ı. Hürrem Sultan bütün gücü ile Paşa’nın aleyhinde çalışıyordu.




Paşa’nın Hatice Sultan ile ilgilenmediği, bazı cinayetleri gizlediği, hediye gönderilen Kuranı Kerimleri kabul etmediği, gizli hristiyan olduğu, devletin parasını müsrifçe harcadığı söylentilerine artık Kanuni de inanmaya başlamış ve eski dostu ile ayrılmanın vakti geldiğini düşünerek onu öldürtmeye karar vermişti.1536’nın Mart ayında iftar için saraya çağrılan İbrahim Paşa, iftardan sonra bir odaya çağrılarak, daha sonra Şehzade Mustafa’yı da boğdurtmakta kullanılacak sağır ve dilsiz cellatlar tarafından boğduruldu.


İmparatorluğun büyük başarılar elde ettiği bu dönemde bir yandan da taht kavgaları için için devam etmekteydi.  Ordu, ulema ve meşayih Şehzade Mustafa`nın sultanlığının uygun olduğunu düşünüyordu.Veliahtlık meselesi ile ilgili dedikodular yapılmaya başlayınca, Kanuni yanındakilerin de teşviki ile Şehzade Mustafa’yı saltanat merkezine daha yakın olan Manisa sancakbeyliğinden alarak yerine Şehzade Mehmet tayin etti.


Manisa sancakbeyliği, padişah`ın vefatı durumunda yerine geçecek şehzadeye ayrılan bir yer olarak bilinmekteydi. Burada sancakbeyliği görevini yürüten Şehzade Mustafa bir zaman sonra Amasya`ya kaydırıldı.


Gelenek olduğu üzere annesi Mahidevran Sultan da oğluyla birlikte Amasya’ya gitti.
Manisa’ya ise, Kanuni’nin Hürrem’den olma ve Şehzade Mustafa`dan altı yaş küçük oğlu Şehzade Mehmet getirildi. Bunun anlamı, Hürrem’in oğullarından birinin sultan olması için yoğun bir çaba gösterildiği ve Kanuni’nin de bu etkiye direnemediğiydi.


Tüm bunlar gerçekleşirken beklenmeyen bir durum ortaya  çıktı. Kanuni’nin Şehzade Mustafa’ya tercih ettiği Şehzade Mehmet, henüz 22 yaşında iken vefat etti.Şehzade Mehmet’in vefatından sonra Şehzade Mustafa bir kez daha öne çıksa da, Manisa Sancakbeyliğine bu kez yine Hürrem’in oğlu olan Şehzade Selim getirildi. Bu durum, Hürrem’in kendi oğullarından birisini sultan yapmak konusundaki ihtirasını ve gayretini göstermekteydi.Saraydaki entrikalar bitmek bilmiyordu. Art arda yapılan iftiralar yavaş yavaş padişahın şahzadeye karşı olumsuz bir fikre kapılmasını sağlayacaktı. Bunda, Sadrazam Rüstem Paşa’nın etkisi büyüktü.Rüstem Paşa, gizlice şehzadenin mührünü kazıttı. Şehzade Mustafa’nın ağzıyla İran Şahı Tahmasb’a bir mektup yazdı. Şahın cevaben yazmış olduğu mektubu da ele geçirdi. Gerektiğinde bu sahte mektupları padişaha gösterecek ve şehzadenin sonunu hazırlayacaktı.


1552 yılında Rüstem Paşa Doğu Seferi’ne gidecek ordunun başına getirildi. Rüstem Paşa, sefer sırasında Anadolu’da herkesin Şehzade Mustafa’yı desteklediğini gördü. Askerler arasında da, artık 60 yaşına gelmiş olan Kanuni’nin kocadığı, zaten son on yıldır ordunun başında sefere bile çıkmadığı, yerini bu işi gerçekten hak eden Mustafa’ya bırakması yönünde dedikodular yayılmaya başladı.

Rüstem Paşa, bir adamını İstanbul’a göndererek meydana gelen olayları ayrıntısıyla Kanuni’ye iletti. Bu arada daha önce Şah Tahmasb’a yazdığı sahte mektupları da Şehzade Mustafa’nın aleyhine delil olarak gönderdi. Rüstem Paşa, Kanuni’yi tamamen oğluna düşman etmişti. Özellikle “tahtı bırakması” yönündeki dedikoduları duyan Kanuni, iyice sinirlenmiş ve üzülmüştü.Kanuni Sultan Süleyman derhal Rüstem Paşa’yı geri çağırarak seferin ertesi yıl bizzat kendi idaresinde yapılacağını bildirdi. Ertesi yıl 1553′te İran Seferi’ne padişah kendi çıktı. Ordu, 5 Ekim 1553 yılında Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konakladı.
Padişahın yanında Şehzade Cihangir ve yolda orduya katılan Şehzade Selim bulunmaktaydı. Kendisine orduya katılması talimatı verilen Şahzade Mustafa, babasının kendisiyle ilgili düşüncelerinden habersiz, orduya katıldı. Kendisini çok seven ikinci vezir Kara Ahmed Paşa’nın ikazlarıyla bazı şeylerin ters gittiğini fark etti.

Akşama doğru babasının otağından kendisine doğru üzerinde kağıt bulunan bir ok atıldı. Kağıtta, babasının otağına kesinlikle gitmemesi, aksi halde babasının onu öldüreceği yazılıydı.

Şehzade Mustafa bunu Rüstem Paşa’nın kendisine karşı bir hilesi olarak düşündü. Hem otağa gitmemenin babasına karşı bir saygısızlık olacağını düşündü. Ayrıca Şehzade Mustafa, babasının kendisini öldürebilecek büyüklükte bir suç işlemediğini ve Rüstem Paşa dahil hiç kimsenin , babasının kendisine ölüm kararı verebilecek derecede etkileyebileceğine inanmıyodu.
Çadıra giren şehzadeye yedi dilsiz cellat saldırdı. Şehzade Mustafa mücadele etmesine rağmen, cellatlar tarafından boğularak öldürüldü.

Şehzade Mustafa’nın ölümü ordu arasında derin bir üzüntü ve hoşnutsuzluk meydana getirdi. Şehzadenin başına gelenlerin sorumlusu olarak tepkiler Rüstem Paşa’ya yönelince, padişah ortamı yatıştırmak için Şehzade Mustafa’ya yakınlığı ile bilinen Kara Ahmed Paşa’yı veziriazamlığa getirdi.Şehzadenin cenazesi Bursa’ya gönderilerek İkinci Murad türbesine defnedildi.



MEHMET GÜNSÜR HAKKINDA HERŞEY. MEHMET GÜNSÜR KİMDİR? EVLİ Mİ?

1975 yılında Tatar kökenli  bir ailenin ikinci çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi Sibel Hanım bir öğretim görevlisi, babası Teoman Bey ise bir kuantum fizikçisidir. Modern bale koreografı olan ablası Zeynep Günsür aynı zamanda bir öğretim görevlisidir.

Oyunculuğa yedi yaşında çeşitli reklam filmlerinde oynayarak başladı. 14 yaşındayken Okan Uysaler'in yönettiği Geçmiş Bahar Mimozaları adlı dizide Rutkay Aziz, Filiz Akın ve Müşfik Kenter gibi oyuncularla rol aldı. İtalyan Lisesi'nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne girerek buradan mezun oldu.

 Bir müzik grubuyla konserler veren Günsür, dört yıl boyunca restoran işletmiştir. Hamam filminin figürasyonunu yapan bir arkadaşının aracılığıyla seçmelere katıldı. Deneme çekiminin ardından role kabul edildi ve Ferzan Özpetek'in yönetmenliğindeki bu filmle adını geniş kitlelere duyurdu. Filmin ardından yalnızca oyunculuğa yönelme kararı aldı.


Tatillerde ailesi ile birlkikte İtalyaya Gitmeyi çok severmiş. Üstelik İtalyanları da, İtalyancayı da, Çok estetik bulduğunu söylüyor. İtalyan Lişsesinde Okumak en büyük hayaliymiş ve Bu hayalini de gerçekleştirmiş. Liseyi İtalyan Lisesi'nde okudu. Marmara Üniversitesi reklamcılık bölümünde okumuş olmasına rağmen reklamcılık üzerine hiç çalışmamıştır. 

Mehmet Günsür, Aslında çocuk yaşta kameralar karşısına geçmiş olsa da Hamam filmine kadar oyunculuğu profesyonel olarak yapmayı düşünmemiştir. Hatta 25 yaşına kadar oyunculuk eğitimi almamıştır. 

Mehmet günsür İlk Olarak 1982 Yılında Sana Reklamında oynayarak TV dünyasına adım atmıştır, fakat ilk profesyonel deneyimi, TRT'de yayınlanan 1988 tarihli 'Geçmiş Zaman Mimozoları' dizisidir. Burada evin gözlüklü küçük oğlu Sabih'i canlandıran Mehmet Günsür, uzunca bir süre oyunculuktan uzak kaldı.

Bu dönemde Roxy isimli mekanın restoranını da işleten Mehmet'in yönetmen Ferzan Özpetek ile tanışması da yine buradaki işi sırasında olmuştur. 
Yine bu yıllarda hiçbir mekanda çalma şansını elde edemeyen The Dawn isimli müzik grubunun üyeleri arasında da yer alan Mehmet Günsur için milat 1997 tarihli 'Hamam' filmi olmuştur. Bu filmin ardından kariyerini oyunculuk yönünde geliştirmeye karar veren Mehmet Günsur bu tarihten sonra birçok film,dizi ve oyunda yer almıştır.

Mehmet günsür Eşi Katerine İçin hayatımın kadını diyor. İlk görüşte birbirlerine aşık olan ve evlenen Mehmet Günsür ve eşi Bu evlilikten, Ali ve Maya adında iki çocuk sahibi aynı zamanda. Mehmet Günsür Eşi Hakkında Şunları söylüyor.

İtalyan eşinizle nasıl tanıştınız?

- Adı Katerina Mongio. Belgesel yönetmeni. Benim gibi pozitif bir insan. En umutsuz yerlerde bile umudu, gülümsemeyi arayan biri. Brezilya ile ilgili çok güzel bir belgeseli var, çocuklar lağımda oynuyorlar ama mutlular. İnsanda iyi bir his bırakan bir film. Biz ikimiz de hayatı olumlu tarafından görmek isteyen tipleriz.

O, hayatınızın en büyük aşkı mı?

- Evet. Biz birbirimizi yeniden bulmuş gibi hissediyoruz.

Nasıl yani?
- Yeni tanışmış gibi değiliz. Sanki o aşk orada hep vardı. Tanışmamıza gelince, ben bir arkadaşımla kısa film yaptım. Bir sürü yere gönderdim, biri de Valencia Film Festivali'ydi. İşte orada Katerina'nıın bir arkadaşıyla tanıştım. İçine doğmuş demek ki, "Benim bir arkadaşım var, onunla mutlaka tanışmalısın" dedi. O kadar ısrar etti ki, hissettim ki bir alt metin var, bana bir şey demeye çalışıyor. Sonuçta festival bitti, beni Lecce'ye davet etti. Lecce de, İtalya'nın güneyinde, tam çizmenin topuğunda büyülü, barok bir kasaba, 100 bin kişi filan yaşıyor. Bir tren bileti alıp gittim, beni işte o sözünü ettiğim kız ve arkadaşı Katerina karşıladı. Katerina ile tanışmıştık.

Ne oldu tanışınca?
- Dört gün geçirdik, o dört gün, dört milyon yıl gibiydi. Anlatılamaz bir iletişim. Yıllardır arkadaşı olan insanlar etrafında, onlarla aynı dili paylaşıyor ama bizim tarifi olmayan bir komünikasyonumuz var. Sadece bakışarak anlaşıyoruz. Aşk böyle bir şey. Dil, din, ırk, hiçbir şeyi tanımıyor. Sonra ben onu mavi yolculuğa davet ettim.

Ne özelliği var bu mavi yolculuğun?
- Bizim aile geleneğimiz. 40 senedir maaile, mavi yolculuğa çıkıyoruz. Son 20 yıldır aynı tekneyle. Her sene, aile biraz daha büyüyor, çolukçocuk, bazen iki tekne oluyoruz. Katerina'ya da "Gel" dedim, geldi...


Bu bir test miydi?
- Yok canım, daha önce başka kız arkadaşlarım da geldi. Ama Katerina, tekneyi ve bu muhabeti özel olarak sevdi. Evlendiğimizde 7 aylık hamileydi. Ama onun hayatımın aşkı olduğuna ben çok daha önce karar vermiştim, iş güçten evlenmeye fırsat olmadı. Sonra Lecce'ye yerleştik. O büyülü barok kasabaya. Oğlumuz Ali'nin öyle bir yerde büyümesini istedik. Bahçeler... Köpek... Kendi bostanımız, yetiştirdiğimiz sebzeler... Havuz... Zeytin ağaçları... Böyle bir yerde büyüdü... Ama şimdi okul çağına geldi, tekrar Roma'ya taşındık. Bir de Maya var tabii, ikinci çocuğumuz...


Katerina'da başka kadınlarda bulmadığınız ne var?
- Tarifi olmayan bir pozitiflik. Ve tabii hayata çok ortak bir noktadan bakıyoruz.


Ona tamamen kendinizi teslim olmuş gibi mi hissediyorsunuz?
- Hayır, hayır! Biz sarılmışız, onunla birlikte uçuyoruz, hissettiğim bu...

Son olarak sizin aklınızı başınızdan bu kadar alan kadın çok güzel bir kadın mı?

- Evet ama... Güzellik olmaz onu tanımlamak için ilk önce kullanacağım sıfatlar. Yine de çok güzel, 1.85 boyunda, incecik, zaten kemik ölçümü yaptırdık, Ali de Maya da 1.80'i geçecekmiş. Ailenin cücesi ben kalacağım!

 

ETİKETLER
» Okuyucu Yorumları
Güvenlik Kodu
» AA SON DAKİKA

Foto Galeri
Video Galeri
GAZETE MANŞETLERİ
ARKADAŞIMA GÖNDER
Adım Soyadım (*)

E-posta Adresleri


";" ile ayırarak birden fazla kişiye gönderebilirsiniz.
Yazacağınız e-posta adresleri başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Notum