Magazin:
Şehzade Cihangir kimdir? Şehzade Mustafa'nın katledilmesine engel olamadı! Şehzade Cihangir'in mezarı nerede?

Çarşam akşamı yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisinde tarihin en acı olayı vuku buldu. Sultan Süleyman han Şehzade Mustafa'nın katline ferman verdi. Bütün Türkiye'yi göz yaşlarına boğan Şehzade Mustafa'nın ölüm sahnesinde Şehzade Cihangir'in hali içler acısıydı. Ağabeyi Şehzade Mustafa'ya büyük bir sevgi ile bağlı olan Şehzade Cihangir babasının önünde durmaya çalışsa da bu ağabeyi Şehzade Mustafa'nın katledilmesine bir türlü engel olamadı.


Şehzade Mustafa'nın ölümüne engel olmak isteyen ve bunun için kendini babasının önünde siper etmeye hazır olan Cihangir'in feryadı yürekleri dağladı. Ağabeyi Mustafa'nın idamını babasına soran Şehzade Cihangir babasının 'Ben Mustafa ağabeyine hiç kıyarmıyım' sözleri ile rahatladı. Babası Sultan Süleyman'dan ağabeyi Şehzade Mustafa'nın ölümünün olmayacağını öğrenen Şehzade Cihangir hemen soluğu ağabeyi Şehzade Mustafa'nın çadırında aldı. Ağabeyi Mustafa'ya babası Sultan Süleyman'ın kendisini öldürmeyeceğini söyleyen Şehzade Cihangir evelsi gün olacaklardan bir haberdi. Şehzade Mustafa'nın ölüm fermanı çıkmıştı fakat Şehzade Cihangir o sırada Şehzade Selim tarafından Sultan Süleyman'ın otağından çok daha uzak bir yere götürülmüştü. Şehzade Mustafa'nın idam edileceğini hisseden Cihangir feryat figan ağabeyinin yanına gitmek istesede Şehzade Selim Şehzade Cihangir'in gitmesine izin vermedi.


Şehzade Sultan Cihangir (d.1531, İstanbul - ö.1553, Halep), (Osmanlıca adı: الأمير جيهانغير) Osmanlı Padişahı I. Süleyman'ın Hürrem Sultan'dan olan dördüncü oğlu. Fiziksel rahatsızlıkları bulunması sebebiyle sancak istememiştir. Az sayıda sefere katılmıştır. Kendi öz kardeşleri tarafından bile dışlanmıştır. Cihangir'in en çok sevdiği kardeşi hep Şehzade Mustafa olmuştur. Ağabeyinin 1553 tarihinde Nahcivan Seferi sırasında padişahın otağında boğdurulması sebebiyle buna dayanamayan Cihangir aynı sene Halep'te hayatını kaybetmiştir. Babası Kanuni, onun adına Cihangir adlı semt kurdurmuştur.

ŞEHZADE CİHANGİR'İN HAYATI

Şehzade Cihangir, 1531 yılında dünyaya gelmiştir. Eğitimini sarayda tamamlamıştır. Ayrıca Cihangir'in haremi ve eşi hiç olmamıştır. Yetişkinliğe ulaşınca babası ona Amasya Valiliğini vaad etmiştir. Ancak bir nedenden olayı sancak istememiştir. Kambur olan genç şehzade kendi öz kardeşleri tarafından hep alay konusu olmuştur. Lakin ağabeyi Şehzade Mustafa onun en çok seven kardeşidir. Bu yüzden Cihangir'de ağabeyini kendi öz kardeşlerinden daha çok sevmiştir. Ağabeyinin 1553 senesinde Nahcivan Seferi sırasında padişahın otağında boğdurulması Cihangir'in de ölüm sebebi olmuştur. Bu acıya dayanamayan Cihangir'de aynı sene Halep'te vefat etmiştir.

ŞEHZADE CİHANGİR'İN ÖLÜMÜ NASIL OLDU?

Ağabeyi Şehzade Mustafa’nın boğdurulduğu sırada, o da babasının çadırında olduğundan, olayı en yakından yaşamıştır. Bu, onun ruhunda öylesine bir hasar bırakmıştır ki, idam sonrası düştüğü büyük travmanın sonucuna daha fazla dayanamayıp, babasıyla Halep’e vardıklarında (28.08.1553) orada melankoliden ölmüştür. Kanuni, oğlu adına İstanbul-Beyoğlu’ndaki Cihangir mahallesi, bu adını işte bu talihsiz evlattan almış bulunmaktadır. Babası bu yeri onun adına kurdurmuş olup, aynı yere, cami, imaret, tekke ve türbe yaptırmıştır. Şehzade Cihangir'in mezarı İstanbul'daki Şehzadebaşı Camii'sinde ağabeyi Şehzade Mehmed'in yanı başında yer almaktadır.

Kanuni’nin en büyüğü Mustafa olmak üzere Selim, Bayezit ve Cihangir adlı dört oğlu 1553 yılına geldiğinde hayatta bulunmaktaydı. Bu tarihte Mustafa 39, Selim 30, Bayezit 28 ve Cihangir 23 yaşındaydı. Şehzade Mustafa, Kanuni henüz Manisa sancağında iken 1515’te doğmuş, fiziksel bakımdan dedesi Yavuz Sultan Selim’e benzemekteydi. İyi bir eğitim gören şehzade Mustafa, sağlam karakteri ile yeniçerilerin ve ulemanın desteğini almıştı. Konumu, yaşı ve karakteri bakımından Kanuni’den sonra tahtın en güçlü adayı iken, Hürrem Sultan etkeni tüm bu denklemi bozucu bir nokta oldu. Mahi Devran Sultan’dan olan şehzade Mustafa’nın yanında, Hürrem Sultan’ın dünyaya getirdiği Mehmet, Bayezit, Cihangir ve Selim adlı dört şehzade de taht yarışındaki diğer adaylar olarak karşımıza çıkar.

Şehzede Cihangir, küçükken geçirdiği bir hastalık nedeni ile kambur kalmıştı. Kanuni bu neden ile Cihangir’e düşkündü.

Hürrem Sultan’ın ilk çocuğu olan şehzade Mehmet, 1543’te Manisa’da sancak beyi iken vefat etmiş, yeniçerilerin eski odaları karşısına defnedilerek üzerine bir türbe ve yanıbaşına Şehzade camii adıyla bilinen bir cami yapılmıştı.

Bu olaydan sonra, valide sultan olma hırsıyla yanıp tutuşan Hürrem Sultan, tüm ilgi ve sevgisini oğlu Bayezit’e yoğunlaştırmış, onu tahta geçirerek politik emellerine erişmek istemiştir. Fakat önünde iki engel vardı. Birisi güçlü aday şehzade Mustafa ve diğeri de şehzade Mustafa’nın tahta geçmesini açıkça destekleyen Pargalı Makbul İbrahim Paşa. Hürrem Sultan önce paşayı bertaraf etmek üzere harekete geçti.

Paşanın aleyhindeki politik akıma destek verdi. Paşanın sultanlığa göz koyduğu iftirası Kanuni’nin kafasına iyice işlendikten sonra Kanuni’nin buyruğu ile Pargalı Makbul İbrahim Paşa idam edildi. Yani Maktul İbrahim Paşa oldu. Hürrem Sultan şehzade Mustafa aleyhinde önlemler aldı ve onu bertaraf etme planını yavaş yavaş eyleme geçirdi. Nasıl mı? Manisa sancak beyi bulunan şehzade Mustafa önce Amasya’ya ve sonra Konya’ya nakledildi.

Yerine yani Manisa’ya ise Hürrem’in oğlu şehzade Selim getirildi. Şehzade Bayezit ise Kütahya sancak beyi oldu. Böylelikle Mustafa merkezden ve dolyısıyla gözden ve gönülden uzak tutulmaya çalışıldı. Bunun yanında Hürrem’in kızı Mihrimah ile evli olan vezir Damat Rüstem Paşa da şehzade Mustafa’nın İran şahı ile iletişim halinde olduğunu gösteren sahte mektup üreterek onu gözden düşürmekle görevlendirilmişti Hürrem tarafından. O sırada yaşı ilerleyen Kanuni, sefere çıkmayıp batıya vezir Kara Ahmet Paşa’yı, İran üzerine ise Damat Rüstem Paşa’yı yollar. Ama bu Hürrem tarafından fırsata dönüştürülür.

Sefere çıkan ve koşulsuz kayınvalidesi Hürrem Sultan’a itaat ve hizmet eden Damat Rüstem Paşa, Aksaray civarına ordu ile geldiğinde yeniçeriler şehzade Mustafa lehine ayaklandığı ve yaşlı Süleyman’ı devirerek yerine genç ve enerjik Mustafa’yı görmek istedikleri dedikodusunu yayar. Hatta bizzat padişaha bu konuları anlatacak haber yollar. Bunu habe alan Kanuni, Rüstem paşa’yı geri çağırarak kendisi sefere çıkmaya karar verdi.

Kanuni, Kütahya valisi olan şehzade Bayezit’i Edirne’ye yolladı. Manisa valisi şehzade Selim ise orduya gelerek babasının elini öptü. Daha sonra Kanuni Aktepe mevkiine gelince, bu sefer de şehzade Mustafa geldi. İleri gelen devlet adamları kanun olduğu üzere şehzade Mustafa’nın çadırına gelerek el öptüler. Ertesi gün ise şehzade, babasının çadırına el öpmeye gitti. Dün kendsine yasal saygılarını sunan devlet adamları her şeyden habersiz, şehzadeyi babasının çadırına uğurladılar. Şehzade Mustafa babasının çadırına girince şaşırdı. Çünkü Kanuni çadırda yoktu.

Yedi dilsiz kendisini karşıladı. Hemen şehzadenin üstüne atılarak onu boğmak istediler. Mustafa bunların elinden kurtulup babasının yanına doğru kaçarken saray hademelerinden Zal Mahmut Ağa arkasından yetişerek şehzadeyi altına alıp boğdu. Şehzade Mustafa’nın katli devlet adamları ve orduda derin bir üzüntüye neden oldu. Öfkeli yeniçeriler güçlü sultana öfkelerini yöneltemediklerinden, Osmanlı tarihinde hep olan bir taktikle ikinci adama yüklendiler.

Sorumlu Rüstem Paşa oldu ve azledildi. Fakat yürekler soğumamıştı. Bu katl olayı üzerine şair Taşlıcalı Yahya Bey acıklı bir merisye yazmış, bu mersiye asker arasında okuna gelmiştir : ” Meded meded ki cihanın yıkıldı bir yanı, Ecel celalileri aldı Mustafa hanı.” Kanuni’nin Hürrem Sultan’dan doğan oğlu şehzade Cihangir, büyük kardeşi Mustafa’nın ölümünden çok etkilenmiş, bu psikoloji onu hasta etmiş ve sonra ölümüne neden olmuştur.

Şehzade Cihangir kanburdu. Çok zarif, ağır başlı ve hassastı. Kanuni onu yanından ayırmazdı. Hatta bu hassaslığı nedeniyle sancağa bile çıkamamıştı. Fakat bu hassas bünye, şehzade Mustafa’nın katli sırasında ordugahtaydı. Bu olay onun zarif bünyesinde duygusal bir depreme neden olmuş ve sonuçta şehzade Cihangir de Halep’te hayata veda etmiştir. Cenazesi İstanbul’a getirilmiş ve kardeşi şehzade Mehmet’in türbesine defnedilmiştir.

Mustafa ve Cihangir’in ölümünden sonra tahta aday iki erkek kaldı. Hürrem’in oğulları şehzade Bayezit ve kardeşi Selim. Bu iki şehzadeden Bayezit her bakımdan üstün niteliklere sahip bir kişiliğe sahipti. Bir kere fiziksel olarak babası Süleyman’a benzemekteydi. Yüksek derecede bir şair olan Bayezit, alçak gönüllü ama atılgan ve gözüpek biriydi. Annesi Bayezit’i pek kollardı. Hatta eli açık bu şehzadeye ödeneği yetmediğinden annesi Hürrem Sultan maddi destek olurdu.

Bayezit her bakımdan kardeşi Selim’den daha fazla tahta yakındı. Kendisi de bunun farkındaydı. Fakat olumlu giden bu şartlar birden bire bozuldu. Bu denklemin en etkin elemanı Hürrem Sultan 1558 Şubat’ında öldü. Annelerinin ölümü iki kardeşi birbirine düşürdü. Babaları bunun üzerine şehzadelerin pozisyonlarını değiştirdi. Selim Manisa’dan Konya’ya, Bayezit Kütahya’dan Amasya’ya nakledildi.


Fakat İstanbul’a yakın Kütahya’dan daha uzak Amasya’ya itilen Bayezit öfkelendi ve gitmek istemedi. Selim ise buyruğa hemen itaat etti. Kanuni her iki şehzadeye de devlet adamlarını yollayarak çarpışma olmasın diye öğüt verdirdi. Hatta şehzadeleri korkutmak için Kanuni, eğer kavgada ısrar ederlerse tahtı kızkardeşinin oğlu Osman Şah Beye vereceğini söyledi. Şehzadeler çekişmesinde yine propaganda ve dezenformasyon (yanlış bilgilendirme) oyunu başlamıştır.

Özellikle Rüstem Paşa muhalifi olan şehzade Selim’in maiyetinde bulunan Lala Mustafa Paşa, Bayezit’i kandıran ve ondan bilgi alan mektuplar yollamış, aldığı yanıtları da Kanuni’ye yollayarak onun kafasında asi bir Bayezit imajının oluşmasını sağlamıştır. Eskiden kendi yanında olan lalaya güvenen habersiz Bayezit de mektuplarını kuşkulanmadan yazmıştır. Hatta Lala Mustafa Paşa’nın kumpası daha ileri gitmiş, Kanuni’nin Bayezit’e öğüt mektuplarını götüren ulak yakalanarak öldürülmüş, mektup şehzadeye ulaşmamıştır. Yine şehzadenin babasına yazdığı mektupların akıbeti de aynı olmuştur.

Bu hileli hareketlerin etkisi altında Bayezit de babasının kendinden yüz çevirdiğini anlayınca, kendi işini kendi görmek istedi. Epey bir kuvvet topladı ve kardeşi Selim’e saldırdı. Bunun üzerine Kanuni, Bayezit’i asi ilan etti. Üzerine de Sokullu Mehmet Paşa komutasında bir ordu yolladı. Ordusunun bozulması sonucu Bayezit Amasya’ya kaçtı. İş işten geçince Lala Mustafa Paşa tarafından kandırıldığını anlayan Bayezit, babasına özür ve af mektupları yazdı. Fakat bunlar da Lala Mustafa Paşa’nın hilesi sonucu Kanuni’ye ulaşmadı. Çaresiz kalan Bayezit, dört oğlu ve bin adamı ile İran’a iltica etti .


Hatta yolda kendisine lojistik detek veren Erzurum beylerbeyi Ayas Paşa bu hareketinden dolayı idam edildi. İran Safevi hükümdarı Şah Tahmasp, Bayezit’i öldürmeyeceğine ve teslim etmeyeceğine söz verdi. Fakat Osmanlı Devleti üst üste İran’a heyetler yollayarak şehzadeyi geri istedi. Yollanan hediyelerin göz kamaştırıcılığından mıdır, baskıdan bunaldığından mıdır bilinmez, İran şahı firari şehzade Bayezit’i Osmanlı’ya geri vermeye karar verdi.

Fakat sözünden dönmek de istemediğinden, padişahın değil rakip şehzade Selim’in yollayacağı heyete vereceğini söyledi. Van beylerneyi Hüsrev Paşa, Kapucubaşı Sinan Ağa ve şehzade Selim tarafından yollanan Çavuşbaşı Ali Ağa’dan oluşan kurul, İran şahını ikna etti ve şehzadeyi teslim aldı. Teslim alınan Bayezit ve dört oğlu hemen boğularak idam edildiler. Cenazeleri Sivas’a nakledildi ve orada defnedildi. Kanuni Sultan Süleyman, 1566 Zigetvar seferi sırasında ölünce de tahtı tek kalan oğluna yani Sarı Selim’e kaldı. Kaderin cilvesi, tahtın en zayıf adayı dünyanın en büyük imparatorluğunun yeni efendisi oldu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

İbrahim Tatlıses serveti reddetti!
Bir akaryakıt şirketi İbrahim Tatlıses'e reklamlarında oynaması için 10 milyon lira önerdi ancak, Tatlıses...

Haberi Oku