Röportaj:
Androjen manken Andrej Pejic hakkında bilinmeyen gerçekler... Fatih dizisi

Androjen model Andrej Pejic, dizide Eflak Prensi Radu’yu canlandırdı. Sırp modelle ilk kez bu akşam seyirci karşısına çıkacak Radu’yu ve oyunculuk deneyimini konuştuk.

Sizi model kimliğinizle tanıyoruz. “Fatih” ilk oyunculuk deneyiminiz mi?
- Hayır, bu ikinci deneyimim. Bir ay önce de bir kısa filmde rol almıştım. Ben oyunculuk eğitimi almadım, yani bu benim için yeni bir deneyim.

Oyunculuk mu daha zor, yoksa modellik mi?
- Oyunculuk daha yaratıcı. Ama öğrenmem gereken çok şey var. Oyunculuk, modellikten daha çok sanat gibi geliyor. Bir de insanlar, oyunculara modellerden daha çok saygı duyuyorlar.

Siz oyunculuk yapmaya modellikten daha mı sıcak bakıyorsunuz?
- Bugünlerde evet. Oyuncular, kendi adlarına parfümler, giyim koleksiyonları hazırlıyor. Ayrıca oyunculuktan daha fazla para kazanıyorsunuz artık. Ama tabii ikisini de yapabiliyor olmak en güzeli.

Şu hayattaki en büyük hayaliniz nedir?

- Sosyal adaletin olduğu, kaliteli bir dünyada yaşamak.

DİZİ EKİBİ BANA TWITTER’DAN ULAŞTI
“Fatih” dizisine nasıl dahil oldunuz?
- Prodüksiyon ekibi bana Twitter’dan ulaştı, ben de ajansıma ilettim. Onlar konuştular ve iş ciddileşti. Önceki gelişimde İstanbul’u çok sevmiştim. Buraya yeniden hem de oyunculuk yapmak için gelme fikri hoşuma gitti. Oyunculukta nasıl olduğumu da görmek istedim.

Daha önce oyunculukla ilgili hayalleriniz var mıydı?
- Hayır. Aslında modelliğe başlamadan önce model olma hayalim de yoktu. Teklif geldi ve yapmaya başladım. Oyunculuk da öyle oldu. Modellik yaparken farklı senaryolar geliyordu elime, bu kez denemek istedim.

Radu rolünde izleyeceğiz sizi. Radu’yu anlatır mısınız bize biraz?
- Tabii. Radu, Dracula’nın kardeşi. Dracula, şeytani bir adam. Radu ise onun tam tersi. Radu’nun fiziksel olarak çok güzel olduğunu söylediler, sanırım o yüzden beni özdeşleştirmişler.

Osmanlı İmparatorluğu hakkında bilginiz var mıydı?
- Elbette. Ben Sırbistan’dan geliyorum. Orası, 600 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalmış. Oralarda Türklerin izlerine rastlamak mümkün. Bir de okulda tarih dersimiz vardı. Bizans ve Osmanlı hakkında dersler gördük.

“GÜZEL” DENMESİNİ TERCİH EDERİM
Radu’nun güzel bir adam olduğunu söylediniz. Size güzel mi denmesini tercih edersiniz, yakışıklı mı?
- Ben güzel denmesini tercih ederim.

Radu’yla güzellik dışında benzeyen yönleriniz var mı peki?
- Pek yok. O benden oldukça farklı. Rolüm için değişmem gerekti, çünkü o daha maskulen.

Bu değişikliklere göz kenarlarınızdaki kırışıklıklar da dahil mi?
- Evet, Radu’nun 35 yaşındaki halini canlandırıyorum. O yüzden bu kırışıklıklar makyajla yapılıyor.

Kendinizi yaşlanmış görünce neler hissettiniz?
- Çok da harika denemez! (Gülüyor) Bunu her sabah yapmak gerekiyor, o yüzden kolay değil. Ama bir yandan da 15-20 sene sonrasını görmüş gibi oluyorsun. O açıdan iyi bir terapi gibi.

Rol için özel bir hazırlık yaptınız mı?
- At binmeyi öğrendim. Ama ilk kez ata bindiğimde düştüm. Çünkü at biraz çılgındı! Kameranın önünden geçerken onu durduramadım. Neyse ki şanslıydım, ciddi bir yara almadım.

Radu için boynunuza taktığınız cevşenin ne anlam taşıdığını biliyor musunuz?
- Evet, beni şeytanın gözünden koruyor.

BİR GENÇ KIZI OYNAYABİLİRİM
İstanbul’a yerleşmeyi düşünür müsünüz?
- Neden olmasın? Burada biraz daha oyunculuk yapabilirim. Bundan sonra bir genç kızı da oynayabilirim, daha farklı bir karakteri de.

Sizin için maskülen görünmek mi daha zor, yoksa feminen görünmek mi?
- Gerçek hayatta daha feminenim. Erkeğe dönüşmek benim için daha zor... Maskulen durumlar, beni çocukluğuma götürüyor. Çünkü erkek çocuğu olmakta da çok başarılı değildim. Bir abim var, o küçükken bana hep müdahale ederdi. Şimdi de bana sette “Böyle otur, şöyle dur” dedikleri zaman kendimi çocukluğuma dönmüş gibi hissediyorum. Bu aslında dramatik bir durum.

Peki, cinsiyetinizi değiştirmeyi düşündünüz mü hiç?
- Hangi cinsiyette olduğumu nereden bilebilirsiniz ki? Aslında benim bir cinsiyetim yok, ben melek gibiyim.

KENDİMİ KEBAP YEMEKTEN ALIKOYAMADIM
İstanbul’u gezme fırsatınız oldu mu?
- Geçtiğimiz sefer geldiğimde Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ne gitmiştim. Ama bu kez pek gezme şansım olmadı.

Yemekler konusunda ne düşünüyorsunuz?
- Aslında her zaman kiloma dikkat etmeye çalışırım ama buraya geldiğimde kendimi kebap, mercimek çorbası ve baklava yemekten alıkoyamadım.

Buradayken kilo aldınız mı?
- Film çekiminden önce çok yedim ama çalışırken çok fazla yiyemiyorum. Bu da bir denge sağlıyor.

NEW YORK’TA YAŞAMAK GÜZEL
New York’ta nasıl bir yaşamınız var?
- Güzel. New York, 21 yaşında yaşamak için güzel bir yer. Çünkü bu yaşta çok enerjik oluyorsunuz ve New York da çok enerjik bir şehir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Yiğit Özşener'den Beren Saat kritiği geldi!
Kanal D ekranlarının sevilen dizisi İntikam'ın kadrosuna yeni Rüzgar olarak dahil olan Yiğit Özşener,...

Haberi Oku