Sağlık:
Müjde! Şeker Hastalığı tarih oluyor..

İnsanların en çok görülen hastalıklardan ve dünyadaki birçok kişide ölümle ya da felçle sonuçlanan hastalık olan şeker hastalığında yüzde 83 oranında kurtalmak mümkün oluyor. Araştırmalar yapan Doktor Erol Vural "İnce bağırsakdaki yer değişikliği sayesinde şeker hastalığından kurtulmak 83 oranında mümkün oldu"  dedi.

Op. Dr. Erol Vural, ince bağırsaklarda yapılan yer değişikliği sayesinde; kan şekerinin düşmesi, kan şekerine bağlı insülün salgılanmasının artması, pankreastaki insülün salgılayan hücrelerin çoğalmasına ve korunmasını sağlayabildiklerini açıkladı.

Vural, "Yemeklerin mide çıkışının onikiparmak bağırsağına yemek girişinin kapatılması ve ince bağırsaklarda yapılan yer değişikliği ile ince bağırsağın son kısmına gıdaların daha çabuk ulaşması, şeker hastalığının düzelmesinde en temel rolü oynuyor. Şeker Hastalığı ameliyatı da dediğimiz bu ameliyat, sadece klasik anlamdaki şeker hastalığını değil, aynı zamanda metabolik sendrom olarak bilinen hipertansiyon, kan yağı yüksekliği, karaciğer yağlanması, uyku apnesi ve obeziteyi de tedavi ediyor. Bu yönleriyle de adı 'metabolik cerrahi ameliyatı' olarak da biliniyor." diye konuştu.

Dünyada obeziteyle mücadele kapsamında uzun yıllar süren araştırmaların bilimsel bir sonucu olarak şeker hastalarının iyileşmesinin ortaya konulduğunu hatırlatan Erol Vural, "Bilimsel verilere göre, ameliyata giren hastaların 14 yıl inceleme altına alındıktan sonra, diyabetten tamamen kurtuldukları ortaya konmuştur. Yine bilimsel makalelere dayanarak, hastaların yüzde 83'ünde başarı sağlanmıştır. Burada yola çıkarak biz de şeker hastalığının tedavisiyle ilgili geniş çaplı araştırmalar ve ameliyatlar yaparak başar oranımızı artırarak sürdürüyoruz." dedi.
İnsülün bağımlılığını tamamen ortadan kaldıran ameliyatın detayları hakkında da bilgi veren Vural, "Bu ameliyatların etki edebilmesi için pankreastaki insülün rezervinin yeterli olması gerekiyor. Tip1 şeker hastalarında bu mümkün değil ama tip2 şeker hastalarında yüzde 83 oranında bir başarı mevcut" dedi.
Şeker hastalığı nedir?
Diyabet olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kan glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

Diyabet ya insülin üretiminin azalması yüzünden (Tip 1 diyabette) ya da insülinin etkisine karşı direnç gelişmesiyle (Tip 2 diyabette ve gestasyonel diyabette) oluşur. Her iki durum da sonuçta kan şekerinin yükselmesine (hiperglisemi) neden olur. Aşırı miktarda idrar üretimi diyabetin akut (iveğen) belirtilerinin başında gelir ve bu durumun başlıca sorumlusu hiperglisemidir. Susama ve sıvı tüketimin artması ise aşırı idrar üretimini dengeleme çabasının bir sonucudur. Görmenin bozulması, açıklanamayan kilo kayıpları, yorgunluk ve enerji metabolizmasındaki değişiklikler ise diyabetin öteki belirtileridir. Tüm diyabet vakalarının yaklaşık %1-5’ini yalnızca tek bir gendeki tek bir mutasyon (değişinim) sonucu oluşmuş monogen (tek bir genden kaynaklanan) hastalar oluşturur (örneğin, Gençlerde görülen erişkin tipli diyabette (MODY).

1921 yılında insülinin kullanıma girmesinden bu yana diyabetin tüm türleri tedavi edilebilmektedir ancak kesin bir tedavisi yoktur. İnsülinin şırınga, insülin pompası ya da insülin kalemleri ile enjekte edilmesi Tip 1 diyabetin en temel tedavi yöntemidir. Tip 2 diyabet ise diyet, antihiperglisemik (şeker düşürücü) ilaçlar ve insülin takviyesi ya da bunları bir arada kullanarak kontrol altında tutulur.

Diyabetin kendisi ve diyabette kullanılan tedavi yöntemleri pek çok komplikasyonlara (karmaşıklıklara) yol açabilir. Eğer hastalık iyi kontrol edilmezse hiperglisemi, ketoasidoz ya da nonketotik hiperozmolar koma gibi akut (iveğen) komplikasyonlar gelişebilir. Hastalığın uzun sürede ortaya çıkan (kronik, süreğen)) komplikasyolarının başlıcaları ise; dolaşım sistemi (kardiyovasküler) hastalıkları (hipertansiyon, kalp yetmezliği ve ateroskleroz gibi), kronik böbrek yetmezliği (nefropati), körlüğe sebep olabilen retina hasarı (retinopati), çeşitli tiplerde sinir hasarları (periferik nöropati) ve yara iyileşmesini geciktiren ve impotense sebep olan mikrovasküler bozukluklar sayılabilir. Özellikle ayaklarda gelişen dolaşım bozukluklarının sonucu olarak ortaya çıkan yara iyileşmesinin gecikmesi, ampütasyon ile sonuçlanabilir. Diyabetin uygun şekilde tedavi edilmesinin yanı sıra, kan basıncı kontrolüne yeterince önem verilmesi ve hayat tarzının iyileştirilmesi (sigara içmemek ve kilo kontrolü yapmak gibi) bu kronik komplikasyonların pek çoğunun oluşturduğu riskleri azaltabilir. Bazı ülkelerde travma (yaralanma) sonucu oluşmamış ampütasyonların ana sorumlusu ve yaşlılığa bağlı olmayan körlüklerin de en önemli sebebi diyabettir. Amerika Birleşik Devletleri’nde böbrek diyalizi hastalarının yaklaşık %45’ini diyabetik nefropati hastaları oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner56

banner65

Sıcak Havalarda suyun önemi daha büyük
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar vücut sağlığını etkiliyor. Uzmanlar, sıcak havalarda...

Haberi Oku