Bugün

21 °C

Yarın

21 °C
14.04.2013 00:00:00

4. yargı paketi maddeleri af gelecek mi

Türkiye 4. yargı paketi maddeleri ve af gelip gelmeyeceğini merak ediyor. Geçtiğimiz günlerde meclisten geçen 4. yargı paketi ülke gündemine oturdu. 4. yargı paketi maddeleri af getiriyor mu? Genel af çıkacak mı? İşte yasanın ayrıntıları ve merak edilen soruların cevapları...
4. yargı paketi maddeleri af gelecek mi

 

Prof. Dr. Ersan Şen 4. yargı paketi maddeleri ile ilgili merak edilenleri kaleme aldı. Farkı kesimlerce yanlış değerlendirilen ve farklı yorumlar yapılan 4. yargı paketi maddeleri hakkında yanlış bilinenler. 

 

İşte Ersan Şen'e göre 4. Yargı Paketi ile ilgili yapılan yorum yanlışları:

"4. Yargı Paketi adı ile bilinen 6459 sayılı Kanun nihayet yasalaştı. Yürürlük için Sayın Cumhurbaşkanı'nın Resmi Gazete'de yayımlatması bekleniyor. Toplam 27 maddeden oluşan Kanunun, Meclis Genel Kurulu görüşmelerinde sadece 11. ve 12. maddelerinde değişikliğe gidildi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a geçici m.5 eklendi. Bu değişiklikler, Adalet Komisyonu tarafından Meclis Genel Kurulu'na gönderilen metnin tümü ile değiştirilmesi, yeni hüküm konulması veya Komisyon metninde mevcut madde veya hükümlerin kaldırılması değildi.

1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 6. fıkrasına bir cümle eklendi ve 8. fıkrasının ilk cümlesinde de değişikliğe gidildi. Yeni hükümler şu şekildedir:

"(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü, sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.

(8) Örgütün (veya amacının ibaresi kaldırılıp yerine) cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır".

Altıncı fıkranın, Terörle Mücadele Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrası ile uyumu sağlandı, fakat bu uyum, silahlı örgütlerde gözardı edildi. Bu değişiklik, silahlı olsun veya olmasın, suç örgütü kurucusunu, yöneticisini, üyesini veya suç örgütüne yardım edeni kapsamamaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin 6. fıkrası net bir şekilde, suç örgütüne üye olmayıp da örgüt adına suç işleyen kişilerle ilgilidir.

220. maddenin 8. fıkrasında ise, örgütün propagandasının yapılmasına ilişkin suçun gerçekleşmesi için aranan unsuru zorlaştırıldı. 4. Yargı Paketi'nin 10. maddesinde, suçu ve suçluyu övme suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 215. maddesinde de benzer değişikliğe gidildi. Bu madde değişikliklerinin amacı, ifade hürriyetinin geliştirilmesidir. Bu değişiklikler isabetli olmuş mudur, olmamış mıdır, bunu zaman gösterecektir.

2. Değişiklikle, ihaleye fesat karıştırma suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 235. maddesinin 1. ve 3. fıkralarında değişikliğe gidildi ve madde değişikliği olarak kabul edilmese de, değişiklik gerekçesinde, ihaleye fesat karıştırma suçları bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesinde yer alan zincirleme suçun tatbikinin gerektiğine işaret edildi.

235. maddesinin 1. ve 3. fıkralarının son hali:

"(1) (‘Kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.' cümlesi yerine) Kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) (‘İhaleye fesat karıştırma sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmiş ise, ceza yarı oranında artırılır. Zararın meydana gelmiş olduğu sabit olmakla birlikte miktarının belirlenememiş olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını engellemez.' cümlesi yerine)

İhaleye fesat karıştırma suçunun:

a) Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi halinde temel cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz. Ancak, kasten yaralama veya tehdit suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunur.

b) İşlenmesi sonucunda ilgili kamu kurum veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmemiş ise, bu fıkranın (a) bendinde belirtilen haller hariç olmak üzere, fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur".

3. Geçici Madde 5- "7 Kasım 1982 tarihinden önce işlenmiş olduğu bir suç dolayısıyla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olan kişi hakkında, mahkum olduğu cezanın infazı sürecinde koşullu salıverildikten sonra deneme süresi içinde işlediği yeni bir suç sebebiyle koşullu salıverilme kararı geri alınamaz".

Eklenen bu geçici hüküm, sadece 7 Kasım 1982 tarihinden önce işlenen suçlar dolayısıyla koşullu salıverilmeden yararlananları kapsayıp, bu tarihten sonra suç işleyenleri kapsayacak ve bu tarihten sonra suç işleyenlere ise uygulanmayacaktır. 4616 sayılı Kanundan yararlananların durumunu, bu suç tarihini dikkate alarak değerlendirmek gerekir.""

 

 

 

 

 

İŞTE 4. PAKET

 

Dördüncü reform paketinde toplam 22 madde yer alıyor. Bu maddelerle getirilen kanuni değişiklikler ve bunların "neden yapıldığına" ilişkin ayrıntılar şöyle;

 

 

UZUN YARGILAMALAR NEDENİYLE DAVACI MAĞDUR OLMAYACAK

 

MADDE 1- 4/71972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 46 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere arttırılabilir ve miktarın arttırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” ifadesi eklendi. 

MADDE 2- 1602 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent ile aynı maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. 

“ı) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına giren kararlar hakkında yargılamanın iadesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.”

MADDE 3- 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir;

 

“Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere arttırılabilir ve miktarın arttırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

MADDE 4- 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesine sekizinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir; 

“Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanunî faiz işletilir.”

 

DEĞİŞİKLİKLERİN NEDENİ

 

AİHM Türkiye'yi, idari mahkemelerin uzun yargılama süreleri konusunda, davacıya tazminat ödemeye mahkum etmişti (AİHM Okçu kararı- 39515/03). AİHM kararında, yargılamanın uzaması nedeniyle devletin davacıya ödeyeceği tazminata faiz eklenmesine hükmetmişti. 4. yargı paketindeki bu değişiklik ile, Türk yargısındaki ilgili yasalarda davacının uzun yargılama nedeniyle mağdur olmasının önüne geçiliyor. 

Ayrıca, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararları konusunda daha önce AİHM'in aldığı kararlar iptal ya da yeniden yargılama yolunu açmıyordu. Yapılan değişiklikle, AİHM'in istediği "restitutio in integrim", yani "ihlal öncesi durumu sağlamaya en elverişli önlem" olarak, yargılamanın iadesinin açıldı. 

 

TERÖRLE MÜCADELEYE "İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ" AYARI

 

MADDE 5- 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; dördüncü fıkrasında yer alan “onbin” ibaresi “beşbin” olarak değiştirilmiş ve dördüncü fıkrasının son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

“Terör örgütlerinin; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden bildiri veya açıklamalarını basanlara veya yayınlayanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

MADDE 6- 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

 

“Terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında arttırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

 

a) Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması.

 

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;

 

1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,

2. Slogan atılması,

3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

 Daha önceki kanun maddesinde sadece terör örgütünün propagandasının yapılması bile suç sayılıyordu. Oysa yapılan değişiklikle, "cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemler" ifadesi ekleniyor. Böylece, mesela "Sayın Öcalan" diye bahseden yazılar, suç olmaktan çıkarılıyor. Ancak yazıda şiddete teşvik varsa, suç kapsamına alınıyor. Ayrıca, suçun işlendiği yayın organı sorumlularına verilen cezada da indirime gidiliyor. 

Ayrıca, mesela PKK terör örgütünün içinde şiddet içeren öğeler bulunmayan bir belgesini basmak da suç olmaktan çıkarılıyor. Burada hakime yazının içeriğini ve anlamını gözönüne alarak karar verme yetkisi tanınıyor. 

Benzer bir değişiklik, terör örgütü bağlantılı gösteri ve toplantılar için de getiriliyor. gösteri ve toplantıların şiddet çağrısı içerip içermediği konusuna atıf yapılıyor. 

 

MADDE 7- 29/6/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 94 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(6) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.”

 

 

DEĞŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Değişiklikle, işkence yapmakla suçlanan kamu görevlileri için zaman aşımı uygulanmayacak.

 

BARIŞÇI GÖSTERİDE "BİJİ APO" SLOGANI SERBEST

 

MADDE 8- 5237 sayılı Kanunun 215 inci maddesinde yer alan “kimse,” ibaresinden sonra gelmek üzere “bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde,” ibaresi eklenmiştir.

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

TCK'nın ilgili maddesinde  kullanılan ifade "İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" idi. Ancak buna "kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlike ortaya çıkarması" kavramı getirildi. Yani, yapılan eylemin sonuçlarının "yakın tehlike ortaya çıkarıp çıkarmadığına" bakılması, buna göre ceza verilmesi şartı getirildi. Bu değişikliğe temel olarak ise, AİHM'in verdiği, "nevruz kutlamaları sırasında terör örgütü lideri lehine atılan sloganların suç kabul edilemeyeceği" kararı alındı. 

 

MADDE 9- 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “veya amacının” ibaresi “, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde” şeklinde değiştirilmiştir.

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Burada da yine AİHM'e yapılan başvurular dikkate alınarak, terör örgütünün propagandasını yapma eylemini suç kabul etmek için, yine "şiddet ve cebire teşvik" şartı getiriliyor. 

  

"ASKERLİKTEN SOĞUTMA" SUÇUNUN KAPSAMI DARALDI

 

MADDE 10- 5237 sayılı Kanunun 318 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Askerlik hizmetini yapanları firara sevk edecek veya askerlik hizmetine katılacak olanları bu hizmeti yapmaktan vazgeçirecek şekilde teşvik ve telkinde bulunanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Maddenin orjinal hali "Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir" şeklindeydi. Burada da, suçun içeriğine kısıtlama getiriliyor. Suç kapsamı, "tüm halkı teşvik etmekten", "halen askerde olan ya da askere gidecekleri teşvik etmek" kavramına daraltılıyor. Burada da, yine "şiddet, cebir içermediği sürece" ya da "nefret söylemi olmadığı sürece" askerlik hizmeti konusundaki eleştirilerin ifade özgürlüğüne girdiğine ilişkin AİHM kararlarına atıf yapılıyor. 

 

TUTUKLAMA KARARINDA, ŞÜPHELİNİN SAVUNMA HAKKI ARTTIRILDI

 

MADDE 11- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 105 inci maddesinin birinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. 

“Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Orjinal maddede, savcının kararı verirken, müdafi ya da vekilinin görüşünün alınması ifadesi var. Bu değiştirilmiyor. Ancak şu şekilde bir düzeltme yapılıyor. Savcının "duruşma sırasında" görüş alması aynen korunurken, "duruşma dışında görüş almasına" ise gerek olmadığı ibaresi ekleniyor. Böylece AİHM'e yapılacak "usül hatası" başvurularının önüne geçilmesi amaçlanıyor. 

 

 

MADDE 12- 5271 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bulundurularak” ibaresinden sonra gelmek üzere “, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle” ibaresi eklenmiştir.

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Tutukluluk halinin devamı konusunu belirleyen bu maddede yapılan değişiklik ile, mahkemenin "dosya üzerinden karar vermek" yerine, kararını verirken şüpheli ya da avukatının görüşünü alması da bir şart haline getiriliyor. Böylece AİHM'in tutukluluk konusundaki her karar öncesinde  "şüphelilerin makul sürelerde dinlenilmesi" konusunda verdiği cezaların önüne geçilmesi amaçlanıyor.

MADDE 13- 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (k) bendi eklenmiştir.  

“k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Burada da şüpheli lehine bir hüküm eklenerek, şüphelinin kanuni haklarının tutukluluk kararı alınırken tam kullandırılmaması halinde tazminat almasının yolu açıldı. 

 

MADDE 14- 5271 sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Maddede yapılan değişiklikle, tazminat isteyemeyecek kişiler arasında sayılan gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilen kişilerin tazminat isteyebilmelerine imkânı sağlanıyor. 

 

AİHM "İHLAL VAR" DERSE, SORUŞTURMA YENİDEN AÇILACAK

 

MADDE 15- 5271 sayılı Kanunun 172 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi halinde yeniden soruşturma açılır.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

AİHM'in aldığı kararların da, ilgili mahkeme tarafından dikkate alınmasını ve AİHM'in "ihlal" kararı vermesi halinde, yeniden soruşturma açılmasına imkan sağlaması için yapılan düzenleme. Bu düzenlemeye, AİHM'in kötü muamele, işkence ve etkin soruşturma yokluğu nedeniyle, Türk mahkemelerinin aldığı kararları "usül" yönünden hatalı bulup, ihlale hükmetmesi neden oldu. AİHM, Türkiye hakkında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin işkence ve kötü muameleyi yasaklayan 3. maddesi uyarınca, işkence yasağından 29, kötü muamele yasağından 243 ve etkin soruşturma yokluğu nedeniyle usulden ise 135 kez ihlal kararı verdi. 

MADDE 16- 5271 sayılı Kanunun 270 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(2) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Yine yapılan değişiklikle, tutuklama kararları zorlaştırılıyor, şüphelilere "tutuklama kararına karşı" söz hakkı genişletiliyor. 

 

MADDE 17- 5271 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.: “GEÇİCİ MADDE 2- (1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15/6/2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılanmanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

AİHM'in verdiği yeniden yargılama kararları, Türk kanunlarındaki bazı maddeler uyarınca, belli zaman diliminde alınmış Türk yargı kararları için yerine getirilemiyordu. Yapılan bu değişiklik ile, AİHM'in "yeniden yargılama" kararlarının tümünün uygulanmasının önü açıldı. 

 

ADLİ YARDIM ALMAK KOLAYLAŞTIRILIYOR 

 

MADDE 18- 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun

334 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak” ibaresi “taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şeklinde değiştirilmiştir.

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Adli yardım için başvuranlardan, bu yardıma ihtiyaçları olduğunu kanıtlamaları isteniyordu. ancak yapılan değişiklikle, aleyhlerinde bir kanıt bulunmadığı sürece, yargılanan kişilerin adli yardımdan yararlanmalarının yolu açıldı. 

 

MADDE 19- 6100 sayılı Kanunun 337 nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş ve ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.“ Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adlî yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.

(2) Adlî yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Adlî yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Adli yardım talebinde bulunan kişinin, talebinin reddedilmesi olasılığına karşı söz hakkı sahibi olması sağlanıyor.

 

 MADDE 20- 6100 sayılı Kanunun 339 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(2) Yargılama giderlerinin tahsilinin açıkça ilgilinin mağduriyetine neden olacağı mahkemece anlaşılırsa hüküm ile birlikte tamamen veya kısmen geri ödemeden muaf tutulmasına karar verilebilir.”

 

DEĞİŞİKLİĞİN ANLAMI

 

Mevcut kanunda, adli yardımdan yararlanan kişinin, haksız çıkması halinde, bu yardımın geri alınması öngörülüyordu. Ancak yapılan değişiklikle, kişinin haksız olması halinde bile, mali olarak mağdur olma ihtimaline karşı, kendisinden adli yardımların geri alınmamasının yolu açıldı. 

MADDE 21- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer

MADDE 22- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

ETİKETLER
» Okuyucu Yorumları
Güvenlik Kodu
» AA SON DAKİKA

Foto Galeri
Video Galeri
GAZETE MANŞETLERİ
ARKADAŞIMA GÖNDER
Adım Soyadım (*)

E-posta Adresleri


";" ile ayırarak birden fazla kişiye gönderebilirsiniz.
Yazacağınız e-posta adresleri başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Notum